Bir kaç arkadaşımla sürekli ertelediğimiz ağlama seanslarımızı dün akşam gerçekleştirdik sonunda..Daha önce özel bir konferans yapıp, yanımaza peçete ve mendil getirmiyeceğimiz konusunda söz verdik birbirimize.. Ortaktı çünkü son 1 kaç senedir yaşadığımız acılar.. Mutluluğu herkesle paylaşırsın belki, çevrendeki herhangi bir arkadaşınla, otobüste yanında oturan yol arkadaşınla, yada kapı komşunla, hani çok belli etmesende minik bir tebessümü görebilirler.. Ama acını herkesle paylaşamazsın, gözyaşlarını saklamak istersin, suratına bir maske takıp saklarsın üzüntünü, yani ben öyleyim.. Bu dostum, arkadaşım dediğim insanlarla fazla buluşup vakit geçirme şansımız olmuyor malum iş güç.. Ve sonunda günü kararlaştırıp, denizin o mis gibi kokusunu ciğerlemize çekebileceğimiz sevimli küçük bir mekana gittik..Onlar benden önce gelmişlerdi.. Öpüşüp koklaştıktan sonra, gözlerimizdeki o huzur ve hüzünü anlatamıyorum..Gözyaşı yoktu.! öyle anlaşmıştık, yanlış yapamazdı bunca yıllık dostluklar..Maskelerimizi iyi seçmeliydik, üçümüzünde yüzünde gerçek ama tıpkı bir gülümseme smileyine benzeyen tuhaf bir şey vardı, tanımlayamıyorum ki..Ordan burdan, iş ,ev, hastalık, moda, dedikodu, vs.. yapılması gereken bütün muhabbetler yapılıyordu, büyük bir telaşla.. Sanki konuşulması gereken daha özel, daha önemli, daha can alıcı başka bir konu vardı, bir telaş üçümüzde de oraya ulaşmaya çalışıyorduk.. Kim başlayacak başlasa da kurtulsak modundayız..Bir iki saat sonra, yüzümüzdeki zoraki smileyler ortadan kayboldu..
-Uykumuz mu geldi ne dedi Zuhal
-Yook be saat daha 8 ne uykusu dedi Nesrin
'Kimsenin uykusunun falan geldiği yok dökün içinizi, tamam söz verdik de, arasıra sözümüzden bizde dönelim, zaten hergün birbirimize yanlış yapma şansımız yok ' dedim..Şartlandırılmış bir şekilde buraya geldiysek, öylede gitmek zorunda değildik ya.. Herkes eteğindeki taşı, gözündeki yaşı, dökmek zorundaydı..Hayatını diyetle geçiren canım dostum çantasından, bir kaç erik kurusu çıkartıp, ' saat 10 benim ara öğün yapmam gerek deyip, bize de ikram etmesiyle olayın başka bir boyuta uzanacağından habersizdi garibim..Bir şeyleri bir yerlere bağlamak gerekiyordu zaten, akşamın ilk saatlerinden bu yana amacımız buydu.. Kurutulmuş erik başarmıştı bunu.. ' Babam çok severdi biliyormusun bunu, özellikle memleketten istetirdi, sert diye yemediğim zamanlar suya ıslatır, önce suyunu sonra kendini yedirirdi ama ben yine yemiyeceğim, zaten o gün ki tadı yok 'dedi biri gözlerini kaçırarak.. Ağlamamak için kaskatı kesildi.. Rimelleri akmıştı oysa.. Sonra diğeri başladı ' diyet yapmamı hiç istemezdi babam, armut sapı gibi oldun evde kalacaksın diye dalga geçerdi benimle, kızardım keşke kızmasaydım, bilseydim bu kadar ani gideceğini yermiydim bunca gereksiz şeyi ' dedi.. Ben sustum, anlatıkları bana yetmişti sanki, gözlerimden akan damlalarla eşlik ettim babasızlığa.. Hayat devam ediyor, edecekte ettiği yere kadar, ama hep bir eksikle olacak gülümsemeler, kahkahalar bazen gözyaşına dönüşecek.. Tamamlandım tamam dediğim yerde o eksik hep karşımda olacak..Burnunun direğinin sızlaması diye bir şey varya, işte ondan.. Tam kalkıyoruz derken solistin ' yalan değil pek kolay olmayacak unutmak ' diye seslenişiyle film koptu.. Her ne kadar sevgiliye yazılmış bir şarkıda olsa biz onu başka niyette dinledik, söyledik, ağladık..Kuru erik ve bu şarkı geceye damgasını vurdu.. Bir daha böyle seanslar yapmayalım dedik, hepimizede iyi geldiğini itiraf ederek ama, bu olayın bir daha tekrarlanacağına dair sinyalleri vermeyide unutmadık..
Ayşen Birgör 'de güzel söylemiş birde ondan dinleyelim
-
29 Mart 2013 Cuma
23 Mart 2013 Cumartesi
İyiki'li geçmiş zaman..
Neyin Varsa Kaldırıp Çöpe Attım
Saçlarımı Kestirdim Hemen Sarıya Boyattım
Bitanem Diye Kaydetmiştim Ya Hani Telefona
Sildim Derhal Herkes Gibi Adını Yazdım
Sensizlik Bana Çok iyi Geldi
Ne Kadar Da ihmal Etmişim Kendimi
Umrumda Değil iyiki Bitti
Omuzlarımdan Koca Bir Yük Gitti
Çoktan Alıştım Yokluğuna inan Ki
Attım Kendimi Sokaklara
Dokundum Sarhoş Yabancı Ellere
Üstelik Hiç Pişman Olmadım Ama
Halimden De Hiç Memnun Kalmadım
Umrumda Değil iyi Ki Bitti
Omuzlarımdan Koca Bir Yük Gitti
Çoktan Alıştım Yokluğuna inan Ki
Konuşma Aslında iyiyim Gerçekten
Bir Kere Özgür Hissediyorum kendimi
Çapraz Yatıyorum Yatakta Oh Be Diyorum
Herşey Tamamen Benim Artık
Canım Ne isterse Onu Yapıyorum
Ama Biraz Bilhassa Akşam Olurken
Bir Tuhaflık Olmuyor Değil Sızlıyorum, Özlüyorum
Resimlerini Aramıyorum Mesela Bakamıyorum
Kızıyorum Çok Kızıyorum Üzmek istiyorum Seni
Canını Yakmak istiyorum Sonra Yatışıyorum
Sanada Üzülüyorum Ama iyileşiyorum Ya iyileşiyorum
Umrumda Değil iyi Ki Bitti
Omuzlarımdan Koca Bir Yük Gitti
Çoktan Alıştım Yokluğuna inan Ki
Bu sıralar çok beğenerek dinliyorum bu parçayı
Şiir kısmını da mükemmel okumuş..
Saçlarımı Kestirdim Hemen Sarıya Boyattım
Bitanem Diye Kaydetmiştim Ya Hani Telefona
Sildim Derhal Herkes Gibi Adını Yazdım
Sensizlik Bana Çok iyi Geldi
Ne Kadar Da ihmal Etmişim Kendimi
Umrumda Değil iyiki Bitti
Omuzlarımdan Koca Bir Yük Gitti
Çoktan Alıştım Yokluğuna inan Ki
Attım Kendimi Sokaklara
Dokundum Sarhoş Yabancı Ellere
Üstelik Hiç Pişman Olmadım Ama
Halimden De Hiç Memnun Kalmadım
Umrumda Değil iyi Ki Bitti
Omuzlarımdan Koca Bir Yük Gitti
Çoktan Alıştım Yokluğuna inan Ki
Konuşma Aslında iyiyim Gerçekten
Bir Kere Özgür Hissediyorum kendimi
Çapraz Yatıyorum Yatakta Oh Be Diyorum
Herşey Tamamen Benim Artık
Canım Ne isterse Onu Yapıyorum
Ama Biraz Bilhassa Akşam Olurken
Bir Tuhaflık Olmuyor Değil Sızlıyorum, Özlüyorum
Resimlerini Aramıyorum Mesela Bakamıyorum
Kızıyorum Çok Kızıyorum Üzmek istiyorum Seni
Canını Yakmak istiyorum Sonra Yatışıyorum
Sanada Üzülüyorum Ama iyileşiyorum Ya iyileşiyorum
Umrumda Değil iyi Ki Bitti
Omuzlarımdan Koca Bir Yük Gitti
Çoktan Alıştım Yokluğuna inan Ki
Bu sıralar çok beğenerek dinliyorum bu parçayı
Şiir kısmını da mükemmel okumuş..
21 Mart 2013 Perşembe
Hiştt..!
Orhan Veli'nin şiirindeki gibi yine mahvedecek beni bu havalar..
'Beni bu güzel havalar mahvetti
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden ' diye devam eden bu şiir gibi şu an ruh halim..
Bahar'ın iyiden iyiye kendini bir hissettirip, bir göz kırpıp kaçtığı günler bana pek iyi gelmiyor..
İçimde bir kıpırtı var tamam, ama beden uyuşuk, dengemde ne var ne yoksa allak bullak oluyor resmen, bunun bana özgü bir şey olmadığını biliyorum, ama benim ki bambaşka sanki..
Hani elimden gelse hayatla bütün iletişimimi kesip kendime farklı bir dünya kurup, orada yaşamak istiyorum.. Çünkü insan ilişkilerimi ve iş ciddiyetimi ciddi anlamda etkiliyor..
Mesela telefonun alarmını sabah saat altıya kurup, acı acı bağırmasıyla bir hışımla 06:45 ayarlıyorum..
O kırk beş dakika bu kadar mı tatlı olur yahu..
Sonu malum işe geç kalıp karşımda binbir surat bir patron görüyorum..
Tabiki bu şartlarda güne başlamak, hatalar zinciri haline geliyor..
Dün tam 5 fatura iptal etmişim, 5 kuruşun hesap edildiği bir şirkette bu bir felaket demekti benim için..
İşte o saatten sonra, günün tamamı bahar tadında geçti, parçalı bulutlu, şiddetli baş ağrısı da cabası..
Bu durum ne zamana kadar devam edecek bilmiyorum, umarım kronikleşmez, umarım Orhan Veli gibi istifa ile sonuçlandırmam..
'Su uyandı sen uyanmadın aşkolsun
Salınıp çık, içine bahar dolsun
Ne bu dünya böyle kalacak, ne geçmiş ziyan olacak
Açacak akşaklardan, mor leylaklar'
Günümün anlam ve önemini anlatan mükemmel bir şarkı.. Hişt..!!
10 Mart 2013 Pazar
Minnoş' muş :(
Dün oğlum ve benim için çok önemli bir gündü.. önemliydi çünkü, uzun zamandır görmediğimiz evimizin minik ve vefasız oğlunu görmeye gidecektik.. sabah bir heyecan ikimizde de, sanırsın ki kız istemeye gideceğiz.. bir gün önce hazırlıklarımızı yaptık, sevdiği yiyecekler, bir kaç da aksesuar.. ve öğle saatlerinde uzun kollu ve eski kıyafetlerimizi giyinip bir güzel yola düştük.. gideceğimiz yer bir kaç sokak ötedeki siteydi.. oğlumun kalp atışlarını hissedebiliyordum sanki ' oğlum sakin ol, kız istemeye gitmiyoruz ki, yada sbs sınavına falan girmiycen rahat ol, hissetmesin onu çok özlediğimizi, kendimizi biraz ağırdan satalım boşver, o bizi bırakıp giderken çok rahattı, bizde öyle yapıcaz ' derken, oğlum çok enteresan bir bakış attı ve ' anne o bir kedi, fazla büyütmüyormusun bu meseleyi, hani duygularını sizi çok özledim, beni affedin pişmanım bir daha olmaz diye dile getirecek hali yok 'dedi... haklıydı ama annelik duygusu işte, evlat gibiydi hain.. bir kaç sokak ötesi bitmek bilmedi..velhasıl apartmana girdik, ve 3. kata çıktık, zile basarken yeminle ellerim titredi, karşıma ne halde çıkıcak, bıraktığım gibi mi, tanıycak mı bizi, atlıycakmı üstümüze, malum eski kıyafetler giydik o bakımdan.. kapı açıldı.. ' şeyy biz evinizde bir süredir misafir ettiğiniz kedinin ailesiyiz, hani konuşmuştuk, site görevlimiz gelip teşhis etmişti bizim yavrunun sizde olduğunu ve onaylamıştınız '.. hanım 50 yaşlarında falan olmalıydı, biraz asık suratlı bir şekilde karşıladı bizi ' buyrun ' dedi tiz bir sesle.. buyuralım bakalım.. çay kahve bir şeyler alırmısınız ve evine sığınan mülteci faslını hemen geçiştirdik ' bizim kaçak nerde, bir görsek '.. 'birazdan gelir ihtiyacını görmeye gitti, tuvalet eğitimini bile öğrettim'..dedi.. bozuntuya vermedim, sanki ben vermemiştim, hem bir kedi için dışarda wc ihtiyacını görmesi biraz lükstü, soğuk bir hava esti evde.. kapı çaldı ' aha geldi dedik oğlumla birlikte'.. gelmişti.. hemen kapıya yöneldik kendi evimiz gibi.. aman Allahım oydu, yün yumağımız, evimizin neşesi, baya bir kilo almış bir şekilde karşımızdaydı.. kucağıma almaya yeltenirken bir tırnak darbesiyle, dumura uğrattı beni.. neyse biraz daha bekleyelim, sonra alır gideriz havasındayız biz.. yeni sahibesiyle oynuyor, kucağında şımarıyor, ne fesatlandım ama, nasıl olsa birazdan alıp gidicem o kucağın boş kalıcak diye bir bakış attım hanıma.. ama bizim solağın bize yaklaşağı yok, yanına gittik mi, hayvanın çıkarmadığı ses yapmadığı ukalalık kalmıyor.. Allahım çıldırmak üzereyim, ne bekliyorduk ne ne bulduk.. tamam ara açıldı, uzaklaştık ama hiç mi bir koku, yakınlık hissetmedi bu hayvan..nankörlük bu olsa gerekti.. bende de vardı hata çok insancıl davranışlar bekliyordum ondan, hani boynumuza sarılıp ' annem ve ağabeyim gelmiş, aman da aman, bende de çok hakları emekleri var, kaçıp gittim perperişan ettim' diyecek hali yoktu.. sonuçta o bir kedi, işini bilir, zekidir, asildir, ama dört ayağının üstüne düşmüşse, ki düşmüş havasından belliydi, arkasını dönüp bakmazdı.. bakmadı da zaten.. üzüldük, ama onu mutlu ve o aileye alışmış olması tek tesellimizdi.. yapıcak pek bir şey yoktu, şimdi eve alıp getirsek hayvan tedirgin olup, zorluk çıkartacak, zaten benimde alerjim vardı tüye karşı, şimdi ömürlük kedi alerjim oldu.. .birde en önemlisi, solak baba olmuş :) bir kaç yavrusu varmış, onları görmedik, bu yaşta babaanne bile yaptı beni hain :) arasıra gidip görürüz dedik oğlumla, ama eski tadı olmayacaktı.. zaten yeni ismini de beğenmedik ' minnoş muş ' ne kadar sıradan, şimdi kendimizi ondan uzaklaştırmak için elimizde ne varsa kullanacağız..
3 Mart 2013 Pazar
Bugün iki ölüm haberi aldım
İkisini de yakından tanımışlığım yoktur
Üzülmem için tanıdık olmasına gerek de yok zaten
Biri Müslüm Gürses, diğeri arkadaşımın kardeşi
Söyleyecek bir şey bulamıyorum
Müslüm baba' nın dediği gibi ' tutamıyoruz zamanı '
Biraz daha bekle, yapılacak işler görülecek günler var, diyemiyoruz
Gittiğiniz yerde mutlu uyuyun...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



